This post is also available in: Français (French) English العربية (Arabic)
İsteğe bağlı kürtaj hakkı Türkiye’de kanun ile güvence altına alınmış olsa da, uygulamada kadınlar engellemelerle karşılaşıyor. Türkiyeli kadınlar bu hakka çeşitli engellerle erişemezken, “dezavantajlı” durumda olan Suriyeli mülteci kadınların durumu çok daha vakim.
İstemediği bir doğuma hazırlanıyor
Bu durumu en iyi istemediği bir doğuma hazırlanan Diyarbakır’da yaşayan Êfrînli Fatima E. özetliyor; “25 yaşındayım ve Suriye’de bir savaşa tanık olduk. Hala savaşın izlerini taşıyorum ve bir çocuk doğurmaya hazır değilim” diyor.
Fatime E., ruhunda hala savaşın izlerini taşırken, bir çocuk dünyaya getirmek istemiyor. Ancak akraba evliliği sonucu, sadece eşi onun kararlarına müdahale etmiyor, eşinin ailesi de onu kısıtlıyor ya da yaşamı hakkında söz kuruyor.
Fatime E., yaşadığı psikolojik sorunlar nedeniyle çeşitli ilaçlar kullandığını söylüyor. Tedavisi tamamlanmadan da bebek sahibi olmak istemiyor. Ancak eşinin ve eşinin ailesinin ısrarı sonucu hamile kalıyor. Hamileliğini eşinden gizlemek istese de gebeliğinin 10’uncu haftasında olduğu için kamu hastanelerinde kürtaj yapılmayacağı bilgisi veriliyor. Kamu hastanesine gittiğinde doktorlar ona kürtajın yasak olduğunu söylüyor. Özel hastaneler ise ekonomik olarak karşılamayacağı bir ücret karşılığında kürtaj yapabilecekleri bilgisini veriyor. Fatime E., şimdi istenmeyen bir doğuma hazırlanıyor.
Türkiye’de 2827 Sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun ile doğum kontrol ve kürtaj hakları güvence altına alındı. Kürtaj, 27 Mayıs 1983’ten bu yana Nüfus Planlaması Kanunu’nun 5’inci ve 6’ncı maddelerince, hamileliğin 10’uncu haftasına gebenin rızasına ve kadının sağlığı açısından tıbbi sakınca olmamasına bağlı olarak yasal.
Ancak, Türkiye’nin birçok ilinde kamu ve özel hastanelerde isteğe bağlı gebeliği sonlandırma, yani “kürtaj” çeşitli gerekçelerle engelleniyor.
‘Doğum kontrol hapları alamadığım için…’
Amira Huseın de Qamişlo’dan Diyarbakır’a geldi ve 35 yaşında. Eşini savaşta kaybeden Amira Huseın, Diyarbakır’da bir evlilik yaptı. Bismil ilçesinde yaşayan Amira Huseın, gebeliğini geç fark etti. Amira Huseın’e, 10’uncu haftayı geçtiği için kürtaj yapamayacağı bilgisi verildi. Amira Huseın, “Doğum kontrol hapları çok pahalı olduğu için düzenli korunamadım. Erkekler zaten korunmak istemiyor. Biz kadınlar da ekonomik nedenlerden dolayı doğum kontrol ilaçları alamıyoruz” diyor.
Diyarbakır ve Şanlıurfa’daki kamu ve özel hastanelerde kürtaj yapılmıyor
Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde bulunan Şanlıurfa ve Diyarbakır illerinde bulunan kamu ve bazı özel hastanelerine bizzat giderek, bazılarına da telefon aracılığıyla ulaşarak, kürtaj yapıp yapmadıklarını sorduk. Ancak her iki kentteki hastanelerden de kürtaj yapmadıkları bilgisini aldık.
Diyarbakır’da kürtajı güvenli ve ücretsiz koşullarda gerçekleştirebilecek 11 kamu hastanesi bulunuyor. Bu hastanelerden biri Diyarbakır merkezde, 10’u da ilçelere bağlı hastanelerin kadın doğum birimi olarak hizmet veriyor. Kentte 9 da özel hastane mevcut. Şanlıurfa merkez ve ilçelerinde ise 22 hastane var, bunların 7’si özel 14’ü kamu hastanesi. Şanlıurfa’daki hem özel hem de kamu hastaneleri kürtajın yasak olduğunu belirtti.
Diyarbakır’da telefon ile ulaştığımız bazı hastaneler yüz yüze görüşmeyi önerdi. Her iki kentte de 35 bin ve 55 bin TL arasında kürtaj yaptıran özel hastaneler var. Ancak bu hastaneler gebe olan kadının sağlık sorunu olması ve eşinin de izni olması gerektiğini belirtti. Evlilik dışı meydana gelen gebeliklerde ise kürtaj yapılmayacağı bilgisini verdiler.
Özel hastanelerde ise durum biraz daha farklı, özel hastanelerin sahiplerinin tutumu hekimlerin kürtaj yapıp yapmayacaklarını belirliyor. Aynı zamanda iktidarın politikalarının etkisinde kalmaları da hastanenin kürtaja yaklaşımında büyük bir etken.
Suriyeli kadınlar kürtaj hakkına nasıl ulaşıyor?
Türkiye’de kürtaj hakkı Türkiyeli kadınların ulaşamadığı bir hak kapsamında olurken, “dezavantajlı” gruplar arasında olan Suriyeli mülteci kadınlar iki kat mağdur ediliyor.
Türkiye’de Mayıs 2025 itibariyle 1 milyon 335 bin 312 Suriyeli bulunuyor. Diyarbakır'da yaşayan Suriyeli nüfusu, 1 Mayıs 2025 tarihi itibarıyla 21 bin 188 kişi. Şanlıurfa’da ise 238 bin 475 kişi.
Her iki kentte görüştüğümüz Suriyeli kadınların hikayeleri, bir hak olan kürtaja ulaşamayan kadınların yaşadıkları travmaları ve hayati tehlikeleri gözler önüne seriyor.
‘Doktor doğum yapmam için ikna etmeye çalıştı’
Fatima Elhasu Rakkalı ve 33 yaşında. Suriye savaşı patlak verince, 14 yıl önce Şanlıurfa’ya yerleşti ve akrabası ile evlendi. Bu evliliğinden 4 çocuğu var. Beşinci bebeğine hamile oluğunu fark ettiğinde henüz 8 haftalık hamileydi. Yani yasal olarak kürtaj olabilirdi. Gebeliği sonlandırmak istedi çünkü ekonomik olarak bir çocuğun bakımını üstlenebilecek durumları yoktu. Ancak ne kamu hastaneleri ne de özel hastaneler buna yanaşmadı. Fatima Elhasu, “Doktor bana ‘Allah rızkını verir’ dedi. Gebeliği sonlandırmanın günah olduğunu söyledi” diyor. 2024 yılında doğum yapan kadının şuan 5 çocuğu var. Artık çocuk istemeyen çift korunmak istiyor ancak Fatima Elhasu doğum kontrol haplarının da pahalı olduğunu düşünüyor.
‘Eşinin onayı istendi ve kürtaj olamadı’
Makhouz Rakkalı ve 40 yaşında. Şanlıurfa’da yaşıyor. Gebe olduğunu öğrendiğinde bunu eşi ile paylaşamadı. Çünkü Suriye’de kürtaj aynı zamanda bir cinayet kadar suç sayılıyordu. Dini değerlere sahip bir ailede büyüyen A. Makhouz, mutsuz bir evliliği olduğu için bebeğini aldırmak istedi. Çünkü ona göre istenmeyen her birliktelik bir tecavüz idi. Ancak gittiği hastaneler eşinin de onayını istedi. A. Makhouz, kendisine yeteri kadar bilgi verilmediği, eşi ve ailesinden korktuğu için bu gebeliği sürdürme kararı aldı. A. Makhouz, yaşadıklarını şu sözlerle aktarıyor: “Kürtaj Suriye’de iyi karşılanan bir olay değildi. Birini öldürmek gibi düşünün. Çocuk istemiyordum ama hamile olduğumu öğrendim. Eşimin de izninin olması gerektiğini söylediler. Eşime söyleyemediğim için bebeği de aldıramadım.”
Evlilik içi gebeliklerde kürtaj hakkı
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Sabire Aygün toplumda kürtajın “evlilik içi” veya “evlilik dışı” şeklinde ikiye ayrıldığını belirtiyor.
Sabire Aygün, bu durumu şu şekilde açıklıyor: “Evlilik dışı kürtajda toplumsal normlar, kadının fişlenme korkusu, ya da partnerinden yeterince destek alamamasından kaynaklı kürtaj hakkına erişim kadınlar için zor oluyor. Kürtaj Türkiye’de her hastanede yapılmıyor. Kadınlar, olanaklardan, hastane yönetiminin direnç koymasından, ya da hekimin ‘kürtaj yapmam’ demesinden kaynaklı kürtaj hakkına erişemiyor” diyor.
‘Suriyeli kadınlar doğru bilgiye ulaşamıyor’
Sabire Aygün’e göre, Türkiye’de ve özellikle kırsal kesimlerde yaşayan Suriyeli kadınlar haklarını bilmediği için daha fazla mağdur ediliyor.
“Türkiye’de yaşayan Suriyeli kadınların sağlık sistemine vakıf değiller bu nedenle doğru bilgiye ulaşamıyorlar” diyen Sabire Aygün, “Suriyeli hastalar maddi olarak da zor durumda oldukları için özel hastaneye de erişemiyor. Dolayısıyla Suriyeli kadınların istemediği bir gebeliği devam ettirme oranı diğer kadınlara göre biraz daha yüksek” diyor.
‘Uygun şartlar sağlanmadığında ölümlere neden olabiliyor’
Kamu ve özel hastanelerde kürtaj hakkına erişemeyen kadınların “merdiven altı” denilen yerlere yöneldiğini ifade eden Sabire Aygün, “Uygun şartlarda yapılmayan kürtaj hastanın enfeksiyon kapma riskine neden oluyor. Bu durum kadının ölümüne bile neden olabiliyor” uyarısında bulunuyor.
Evlilik dışı gebelikler
Evlilik dışı gerçekleşen gebelikleri sonlandırmak isteyen kadınları daha fazla zorlu bir sürecin beklediğini ifade eden Sabire Aygün, şöyle diyor: “Merdiven altı yerlerde de şartlar uygun olmuyor, kadınların enfeksiyon kapma riski daha fazla oluyor. Kamu hastanelerinde evlilik dışı kadınların kürtaj hakkına erişimi yok. Yasal olarak değil belki ama defakto olarak sınırlandırılmış görünüyor. Bu durumda ne hekimler ne hastane idaresi elini taşın altına koymuyor. Bu nedenle ‘merdiven altı’ yerlere başvurma oranı da daha yüksek oluyor.”
Kürtaj olamayacağını düşünen kadınlar ilaçlarla düşük yapmaya çalışıyor
Diyarbakır’da Eczacı Helin Güneş’in anlatımları ise kürtaj hakkına erişemeyen kadınların başvurduğu alternatiflerin tehlikelerini gözler önüne seriyor.
Helin Güneş, “Gebeliğini sonlandırmak isteyen kadınlar adet söktürücü ilaç almak için eczaneye geliyor. İlaç hekim tarafından yazılmamışsa neden ilacı almak istediğini soruyoruz. Sohbet sırasında ilacı hangi amaçla almak istediği anlaşılıyor. Bu ilaçlar aile hekimleri tarafından reçete edilebiliyor. Ancak hekime de yanıltıcı ifade verebiliyorlar” diyor.
Düşük yapmalarına neden olacak ilaçları almak isteyen kadınlara bu ilaçların kan kaybı sonucu ölümlere bile neden olabileceği bilgisini verdiklerini ifade eden Helin Güneş, “Hastayı hekimlere yönlendiriyoruz. Hastalar bu ilaçları normal şartlarda reçetesiz alamıyor ancak bir şekilde ulaşıyorlar. Oysa bu ilaçlar kanamaya neden oluyor aşırı kanamadan hasta ölebilir” uyarısında bulunuyor.
Helin Güneş, doğum kontrol haplarının çok pahalı olduğunu ve bu nedenle kadınların bu haplara ulaşamadıklarını, bunun sonucunda da istenmeyen gebeliklerin yaşandığını belirtti.
NOT: Güvenlik gerekçesi ile Kürt ve Arap Suriyeli mültecilerin isimleri değiştirilmiştir. Her iki kentte de özel hastanelerde kaç kadının kürtaj olduğu verilerine ulaşılamadı. Hastaneler verileri paylaşmadı.
Bu makale, Rosa Luxemburg Vakfı’nın Tunus Ofisi’nin desteğiyle hazırlanmıştır.
